DR.MUSTAFA AYDIN, YÜKSEKÖĞRETİMDE YENİ EĞİLİMLER: DEĞİŞİME AYAK UYDURMA KONGRESİ BİLDİRİSİ, 12/04/2016, CEYLAN HOTEL, İSTANBUL

21. yüzyıl, karşımıza son derece karşmaşık ve global bir dünya çıkarmıştır. Teknolojinin de hızla gelişmesi ile yaşanan son derece büyük değişikliklerin nerede duracağı veya nereye kadar gideceği konusunda da bir öngörü bulunmamaktadır. Toplum olarak içinde bulunduğumuz çağa ayak uydurabilmemiz ve küreselleşen dünyada önemli bir yere sahip olabilmemiz için eğitim çok önemli bir unsurdur. Eğitimli ve nitelikli insan yetiştirmeye önem veren ülkeler sahip oldukları kaynakları daha verimli kullanabilmekte ve teknolojik, ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda güçlü hale gelebilmektedirler.

Ülkemizin durumunu göz önüne aldığımızda insan kapitali potansiyeline rağmen ülkemiz eğitim sektöründe ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Ülkemizde eğitim alanında özellikle son yirmi yılda birçok değişiklik yapılmıştır. Bunların bir kısmı yüzeysel, bir kısmı ise ciddi değişiklikleri içerir.

Tüm bunlar ülkemizde eğitim sektöründe bir tatminsizlik ve dolayısıyla bir arayış olduğunu bizlere göstermektedir. Bu arayışın en önemli sebeplerinden bir tanesi ülkemizin PISA ve TIMMS gibi uluslararası sınavlarda mükerrer olarak son sıralarda yer almasıdır.

Ülkemiz adına alınan patent sayıları da bizim ülke olarak üretim ve işe koşma anlamında ciddi sıkıntılarla karşılaştığımızın bir göstergesidir.  Bu noktada gelişen çağa ayak uydurabilmemiz için bizlerin de ülkemizdeki tüm kaynakları ve potansiyeli tespit edip, bunlardan üst düzeyde yararlanabilmemiz için özellikle yükseköğretimde bir revizyon yapmamız gerekmektedir.

Toplum, bulunduğu topraklarla bütünleşmelidir. Akademisyenler, birden fazla disiplin alanına yönelmeyip yeniliği reddederek, 17 yaşında girdiği üniversiteden 72 yaşında ayrılmaktadır. Aksine, öğrenilen bilgi ürüne dönüştürülmeli ve performans en üst seviyede tutulmalıdır. Kalite ve akreditasyona daha çok ağırlık verilmelidir.

Toplum, sadece ülkesi ile değil; dünyayla entegre olmalıdır. Nitekim bilim ve teknolojinin gün geçtikçe artan bir hızla gelişmesi yükseköğretimin dünyadaki konumunu da değiştirmiştir. Özellikle bilişim teknolojilerindeki bilgiyi üretme, bilgiye erişim, bilgiyi kullanma ve yayma noktalarındaki büyük değişimler bu konum değişikliğini tetikleyen en önemli etmen durumundadır. Yükseköğretim kurumları da bilim ve teknolojinin talepleri ve fırsatlarına yönelik bireyler yetiştirmek ve bireylerin bilginin bu döngüsüne ayak uydurmalarını sağlamak adına politikalarını düzenlemektedirler.

Üniversitelerin üç temel misyonundan söz edilmektedir.

Bunlar; bilgi üretme, bilgi transferi ve bilgiyi toplumla paylaşma misyonlarıdır. Yükseköğretimin üç temel misyonu için bir vizyon ortaya koymak gerekmektedir.  Avrupa Konseyi’nin yükseköğretimin vizyonu yeniden ifade edilecek olursa:

– Bilgi üretme vizyonu sürdürülebilir istihdam için gerekli bilgi, beceri ve yetkinlik ile donanmış, hayat boyu öğrenme becerilerine sahip, girişimci ve yenilikçi, kendini sürekli yenileyebilen ve geliştiren, kültürel değerlere duyarlı, demokratik toplumun aktif yurttaşları olan bireyler yetiştirmektir.

– Bilgi Transferi vizyonu entelektüel bir topluluk oluşturarak, yerel, ulusal ve küresel düzeylerde; entelektüel merak ile ekonomik ve sosyolojik sorunlara yönelik, uluslararası nitelikte bilgi ve teknolojiler üretmektir.

– Bilgiyi toplumla paylaşma vizyonu ise kamunun ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda; eğitim,araştırma,sağlık hizmetleri ile endüstrinin araştırma ve eğitim taleplerine, toplumun değer yargılarını gözardı etmeksizin cevap vermektir.  Bu anlamda üniversitenin kendine bakması ve kendisini merkeze alması gerekmektedir. Hep karşıya ve çevresine yönelik olan gözünü, kendisine yöneltmek durumundadır. Bu felsefi bir tutum takınmaktadır.

Üniversite sistemi, şeffaflık içinde, bir kefesinde özerklik ve özgürlük öteki kefesinde kalite güvencesi ve hesap verilebilirlik bulunan bir terazi dengesi içinde yürütülmelidir…

Bugün hepimizin hemfikir olduğu birtakım konular mevcuttur ki; ülkemizde yükseköğretim:

– Uygulama eksikliği, K12 ile bağlantıda yaşanan sıkıntılar, öğretim elemanı yetersizliği, yeterli sayıda ve nitelikte öğretim elemanı eksikliği, üniversite-paydaş  iş birliği yetersizliği ve bilimsel araştırmaların ve yayınların sayı ve nitelik sorunları ile karşı karşıya kalmakta ve tüm bunların çözümü için üniversiteler kendilerini geliştirmek durumundadır. Bu kongrenin temel amacı, günümüz yükseköğretim dünyasında oluşan yeni eğilimleri bilgi ve bilişim teknolojilerindeki değişim çerçevesinde gözden geçirmek ve bu bağlamda yapılan değişiklikleri ve uygulamaları paylaşmak ve tartışmaktadır.

Bu doğrultuda İAÜ olarak vizyonumuz yükseköğretimin gelişmesine katkıda bulunmak, akredite edilmiş programlarla, uluslararası öğrencilere yönelik çalışmalarıyla ve inovaktif- girişimci üniversite rolüyle 21. yüzyıla ayak uydurmanın yanında 21. yüzyılın önünde giden örnek bir üniversite anlayışını sergilemektedir. Bu düşüncelerle kongrenin tüm eğitim camiasına ve ülkemize hayırlı olmasını diler, hepinize saygılarımı sunarım…