DR.MUSTAFA AYDIN, TÜRK YÜKSEKÖĞRETİMİNİN 2023 VİZYONU BİLDİRİSİ

Günümüzde üniversiteler bireylere meslek kazandıran kurumların ötesinde kişinin ben farkındalığını arttırmaya, birlikte çalışabilme becerilerini desteklemeye, yaratıcı ve eleştirel düşünmenin geliştirilmesine, problem çözme becerilerinin ve teknolojik yeterliliklerin kazandırılmasına odaklanmışlardır. Özellikle ekonomi alanında 2023 yılına çok net bir vizyon ile yürüyen Türkiye, yükseköğretim sektöründe de etkin ve çağdaş bir vizyon belirlemelidir.

Bir insan, kurum ya da ülkenin yararlı şeyler üretmek ve iş gücü ile küresel rekabete ayak uydurabilmesi için teknolojik imkânları en iyi şekilde kullanması, girişimci genç nüfus yetiştirebilmesi ve sosyo-kültürel uyum yeteneğine sahip olması gerekmektedir.

Oysa ki Türkiye’deki sanayinin yıllardır süregelen kayıt dışı yapılanması, iş modellerinin bilim, AR-GE ve inovasyon üzerine inşa edilmesi yerine, teknik altyapısı olmayan çalışanlar ile iş yürütme alışkanlığı ve devlet kaynaklarından sınırsız beklentilerle şekillenmiş bir özel sektör yapısı olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda, bu iş görme şeklini destekleyen siyasi ve idari yapının hoşgörüsü nedeniyle Türkiye global piyasaların görmek istediği ve arayışında olduğu formatta yüksek kaliteli ve donanımlı istihdam gücü yetiştirmede ciddi problemler yaşamaktadır. Bahsettiğimiz 2023 vizyonu ile doğru orantıda, geleceğin üniversitesi ülkemizin bugün değil özellikle yarın ihtiyaç duyacağı istihdam alanlarında eğitim fırsatları sağlayacak bir üniversite sistemi gerekmektedir.

Çağımız, bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler nedeni ile artık var olan bilgilerin güncellendiği ve geleneksel eğitimin yetersiz kaldığı ve bu nedenle de 21. yüzyıl becerileri olarak adlandırdığımız yeni becerilerin tanımlandığı bir çağdır. Günümüzde üniversiteler artık hazır bilgiyi aktarmaya dayalı değil, bilgiyi inşa etmeye ve sentezlemeye odaklanan, proje tabanlı sorgulama ve araştırmaya dayalı bir sisteme sahip, yaparak öğrenme veya sanal gerçeklik ortamlarında yaşayarak öğrenmeye önem veren, dinamik, etkileşimli ve yaratıcı bilgi modüllerine dayalı bir eğitim-öğretim sunan yapılar olmalıdır.

  1. yüzyıl becerilerini ise etkili iletişim, yaratıcılık ve entelektüel merak,

eleştirel ve sistemli düşünme, bilgi ve medya okur-yazarlığı, iş birliği, problem çözme,kendini anlama, sosyal sorumluluk, liderlik yapma ve uyum sağlayabilme olarak tanımlanmaktadır.

  • Teknolojiyi kullanan ve kullanabilen mezunlar yerine teknoloji üretebilecek şekilde eğitilmiş mezunlar yetiştirme, kaldı ki bizler bunun birinci bölümünde bile ikmale kalmış durumdayız.
  • Ülkemizi bir teknoloji çöplüğü haline getirmemeli, teknolojiyi odalara hapsetmekten kaçınarak kullanılabilir araçlar haline getirmeliyiz.
  • Üniversitelerin öğrenci, AR-GE ve akademisyen odaklı sınıflandırılmaları ve bu odaklara özellikle yoğunlaştırılması gerekmektedir.
  • Sanayinin uluslararası arenada rekabet edebilir hale dönüştürülmesinde rol üstlenmesi gerekmektedir.
  • Araştırma ve Geliştirme alanlarının muhakkak 2023 değil 2053 Türkiye’si ihtiyaçları belirlenip araştırmaların o alanlara yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi çok önemlidir.
  • Üniversitelerin 2023 vizyonu doğrultusunda tespit edilecek alanların üniversitelerin yapıları bulundukları bölgeleri de göz önüne alınarak yatırım yapmaları veya yaygınlaştırılmaları fark yaratacak bir altyapıya kavuşturulmaları teşvik edilmelidir.

Sürekli ara elaman söylemleri ile mesleki eğitim zayıflatmak yerine,  “İşçisin Sen İşçi Kal” mantığı terk edilerek mesleki eğitim teşvik edilmeli, öğrencilere öğrenme özgürlüğü şansı tanınarak lisans, yüksek lisans, doktora imkanları sunulmalıdır. 2023 hedeflerine doğru ilerlerken birçok yol kat ettiğimizi de göz ardı edemeyiz. Alt yapılarımızı güçlendirdik, eğitim kalitemizi arttırma yönünde çalışmalar yürüttük, TÜBİTAK destek ve teşvikleri ile araştırma ve yayın alışmalarına hız verilmeye , uluslararası platformlarda sesimizi daha çok duyurmaya çalıştık; akademisyenlerimizi, öğrencilerimizi bilinçlendirdik, sıkıntılar olsa da yeni üniversiteler açtık, sayımızı 180’lere dayadık…

Tüm bunlara rağmen yine biliyoruz ki daha yolun çok başındayız. Dünya hızla gelişiyor, ayak uydurmakla kalmayıp öne geçmemiz gerekmekte. Bunu tek başımıza yapamayız. Kamu ve özel sektör kuruluşları, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve ilgili tüm kuruluşlar bir araya gelmek ve ortak bir paydada buluşarak hedefe birlikte yürümek zorundayız…