EDU SUMMIT 2015 BİLDİRİSİ

DR. MUSTAFA AYDIN, EDU SUMMIT 2015 BİLDİRİSİ

Globalleşen dünya, günümüz toplumunun işleyişini birçok yönden değiştirmiş, birçok sektörde olduğu gibi eğitimde de yeni ufuklar ve olgular gelişmesine sebep olmuştur. Günümüzde artık bilgi toplumu olabilmek ve bilgiye dayalı üretim yapabilen ekonomilere sahip olabilmek, kalkınma için önemli ön şartlardan biri olarak kabul görmektedir. Bilgi toplumunun oluşumu bilgiyi öğrenme, geliştirme ve kullanma becerilerine sahip bireylerin eğitimiyle olmaktadır. Mesleki becerilerin edinildiği yükseköğretim, bilgi toplumunun oluşumu için önemli bir araçtır.
Vakıf üniversiteleri, artan yükseköğrenim talebinin karşılanmasında önemli rol oynamaktadır. Ülkemizin dünya yükseköğretim sahasında hızla yükselmesinde, tanınırlık kazanmasında ve rekabet gücü elde etmesinde en önemli etken vakıf üniversiteleridir. Küresel rekabetin hızlandığı ve bilgiye dayalı ekonominin büyüdüğü günümüzde, yükseköğretimin ortaya çıkan yeni ihtiyaç ve taleplere cevap verebilecek şekilde temellerini yeniden düzenlenmesi ve yapılandırılması gerekmektedir.
Çağdaş ve modern yönetime dayalı, toplumun beklenti ve değerleriyle barışık bir çizgide her türlü yeniliğe açık olarak, değişimin öncüleri olması gereken üniversiteler bu doğrultuda gelişimlerini vakıf üniversitelerinin geniş vizyonu sayesinde sağlamaktadırlar.
Türk yükseköğretiminin üzerinde önemle durması gereken konu eğitimde niteliğin artırılması, bu bağlamda programların sadece ülkemiz için değil tüm dünyada geçerli toplumsal ve sektörel ihtiyaçlara göre güncellenmesi, artan öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak üzere nitelikli öğretim üyesi yetiştirilmesidir. Yeni açılan üniversiteler ve artırılan kontenjanlar da kalite konusuna öncelik verilmesini gerektirmektedir.
Yükseköğretimin uluslararasılaşması ise beraberinde iç ve dış denetime dayalı kalite arayışı, akreditasyon süreçlerinin kurumsallaşmasını gündeme taşımaktadır.
Uluslararasılaşmanın yükseköğretimimiz için asli gereklilik olduğuna yürekten inanan bir eğitimci olarak konuyu birkaç açıdan ele almak istiyorum. Uluslararasılaşmada en önemli etkenlerden biri yabancı uyruklu hocaların ülkemize çekilmesidir.

Yükseköğretim istatistiklerine göre ülkemizdeki üniversitelerde 2308 yabancı uyruklu öğretim elemanı görev yapıyor. Bunların yarıdan fazlasının (%58) vakıf üniversitelerinde görev yapmaktadır. Öğretim elemanlarının unvanlarına göre dağılımı incelendiğinde, hem devlet hem de vakıf üniversitelerinde yardımcı doçent ve (öğretim üyesi dışı)diğer kadrolarda çalışanların (öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi), profesör ve doçentlerden fazla olması dikkat çekiyor.
Öğretim elemanlarının geldikleri ülkeler dikkate alındığında listenin başında Amerika, İngiltere, Azerbaycan ve Suriye yer alıyor. ABD ve İngiltere’den gelen öğretim elemanlarının daha çok vakıf, Azerbaycan ve Suriye’den gelenlerin ise devlet üniversitelerinde görev aldıkları anlaşılıyor. Vakıf üniversitelerinde, öğretim dili İngilizce olan pek çok program olduğu düşünüldüğünde, Amerika ve İngiltere’den ülkemize gelen öğretim elemanlarının neden vakıf üniversitelerinde yoğunlaştığı anlaşılıyor.
Bu rakamlar oldukça yetersiz olmakla birlikte vakıf üniversitelerinin bu konudaki öncülüğü de açıkça görülüyor.
Akademik personel geldikleri ülkelere göre değerlendirildiklerinde uluslararası öğretim elemanı uluslararasılaşmanın çok önemsenmesi gereken bir başlığıdır. Uluslararası öğretim elemanı sayısının artırılması yükseköğretimde uluslararasılaşmayı sürdürülebilir kılmak, eğitim programlarına, üniversite ortamına ve araştırma alanına yaygınlaştırmak için çok önemlidir. Bu nedenle öncelikli olarak özendirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekir.
13 Nisan günü Sanayi Bakanlığı TÜBİTAK’ın yurt dışında yaşayan Türk araştırmacılara Türkiye’ye dönmeleri için yeni bir destek paketi açıklayacağını duyurdu. Umarım bu destek ve teşvikler artırılır ve ülkemize dünya ile rekabet edecek yeni beyinler ve fikirler gelir.
Yükseköğretim Kurumları son yıllarda sayıları gittikçe artan uluslararası öğrenci pastasından pay almak için farklı stratejiler geliştirmekte ve daha aktif rol almaktadırlar. Böylece çok kültürlü çok dilli ve uluslararası kampüsler meydana getirmektir. Türkiye yabancı dil düzeyinde son derece alt sıralardadır. Yabancı dil eğitiminde ise tamamıyla sınıfta kalmış durumdadır. Bu konuda ivedilikle yeni politikalar geliştirilmelidir.
Öncelikle üniversiteler uluslararası öğrenci teminini sağlayacak kendi kaynaklarını, akademik programlarını, yeterliliklerini ve fiziki şartlarını buna göre düzenlemiş olmalıdır.

• Uluslararasılaşmanın en temel faktörü olan İngilizce programların çokluğu, teknolojik, fiziki akademik ve idari yetişmiş insan kaynağı alt yapıları ile uluslararası modern araç-gereçlerle donatılmalıdır.
• Dünyanın uluslararası eğitimde nicelik ve nitelik bakımından kabul görmüş sayılı üniversiteleri, sanayi ve ticari kurum ve kuruluşları iş birlikleri yapılmalıdır.
• Çok dilli ve çok kültürlü akademik bir çevrenin varlığı oluşturulmalıdır.
• Türkiye’nin tanıtımına da öncelik vererek Türkiye’de okumanın öğrencilere kazandıracağı ayrıcalıklara değinmeleri bu yönde markalaşma çalışmalarına destek vermelidir.
• Uluslararası öğrenci konseyleri kurulmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.
• Üniversitelerin uluslararası öğrencilerin yurt imkânlarını arttırmaları gereklidir.
• Türkiye’de Devlet Üniversitelerinde bürokrasiden dolayı uluslararası öğrenci alımı sınırlı kalmaktadır. Bunun önü açılmalıdır.
• Uluslararasılaşmada en büyük kaynak uluslararası öğrenci ve öğretim elemanıdır. Bunun için MEB, YÖK, Turizm, Ekonomi ve Dışişleri İçişleri, Sosyal Güvenlik Bakanlıklarımız iş birliği içerisinde ülkemizdeki yükseköğretimi bir cazibe merkezi haline getirmek için çalışmalar yapmalıdır.

Dünya çapında giderek gelişen, rekabet içinde olan ve uluslararasılaşan yükseköğretim alanında Türkiye’nin daha iyi bir yere sahip olması için dünyadaki yükseköğretim trendleri yakından takip edilip ekonomik ve toplumsal gelişimimize faydalı olacak şekilde yükseköğretim sistemimize uyarlanmalı, akademik kariyerin önemi hatırlatılarak yeni kuşaklar için cazip bir meslek haline gelmesine, planlı büyüme ve kalitenin sağlanmasına ihtiyacımız vardır.
Esnek, özerk, şeffaf ve kaliteyi garanti altına alan bir yasal çerçeve çizilmeden yükseköğretimin mevcut sorunları ve gelecek planlamasının yapılması mümkün ve gerçekçi değildir.
Evrensel bir yükseköğretim yapılanmasında üniversitelerin eğitim-öğretim, araştırma ve toplumsal hizmet rolü dikkate alınmadan, öğrenciler, öğretim elemanları, öğretim programları, mezunlar, toplumsal ihtiyaçlar, iş dünyasının ihtiyaçları ve uluslararası gelişmeleri gözeten bir yaklaşım olmaksızın Türkiye’nin potansiyeline ve küresel rekabette yer almasına uygun bir sistem kurulması pek gerçekçi değildir.
Bu noktada bize düşen görevler ise;
• Yüksek Öğretimi, nitelikli rekabete açmak, yaygınlaştırmak,
• Bilim üretmek ve bilim iklimini oluşturup, bunu kültüre dönüştürmek,
• Bilimin yayılımını ve kullanımını sağlamak,
• Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek ve ekonomiye katma değer üretmelerini teşvik etmek,
• Disiplinler arası programları destekleyerek yenilenme süreçlerine ivme kazandırmak,
• Üniversiteleri, yerel kalkınma dinamiklerinin lokomotifi yapmak,
• Yerel Sivil Toplum Kuruluşları ile üniversitelerin stratejik iş birliğini sağlamak,
• Yerel araştırma konularına odaklanmak ve bunu bilgi ekonomisine mal etmek,
• Uzaktan eğitimi, sertifikasyon, ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde farklı meslek kategorilerinde cazip kılmak ve kullanımını yaygınlaştırmak için desteklemek,
• Yükseköğretim felsefesinde, insanı merkeze koyan, mesleki yeterlilik veren, etik sorumluluk bilincini sağlayan bir yapılandırmaya gitmek,
• Girişimcilik ruhu veren programları, özellikle liderlik ve sorumluluk bağlamında yaygınlaştırmak,
• Uluslararası bilimsel rekabet gücünü yakalamak,
• Küresel çerçevede yükseköğretim kurumlarını rekabete hazır hale getirmektir.

Son Başlıklar

KÜÇÜKÇEKMECE KENT KONSEYİ 2020’YE HAZIR

Küçükçekmece Kent Konseyi yeni dönem ilk Yönetim Kurulu toplantısını gerçekleştirdi. Yeni yıla girmeden gerçekleştirilen yeni dönemin ilk toplantısı Küçükçekmece Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın'ın başkanlığında yürütüldü.Küçükçekmece City Council held its first Board of Directors meeting for the new term. The first meeting of the new period, held before the new year, was conducted under the presidency of Küçükçekmece City Council President Assoc. Prof. Mustafa Aydın.

UFRAD YENİ YIL PLANLAMASINI YAPTI

UFRAD Franchising Derneğii 2020 yılında nasıl bir yol izleyeceğini belirleyip, planlamalar yapmak için toplantı düzenledi.Ufrad Franchising Association determined its way to follow in the year of 2020 and organized a meeting to make plans.

DOÇ. DR. MUSTAFA AYDIN TEKRAR KENT KONSEYİ BAŞKANI SEÇİLDİ

Küçükçekmece Kent Konseyi 20. Genel Kurul Toplantısını gerçekleştirdi. Toplantı, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Küçükçekmece Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın, Yürütme Kurulu Üyeleri ve Meclis Başkanlarının katılımı ile gerçekleşti.Küçükçekmece City Council held its 20th General Assembly Meeting. The meeting was held with the participation of Küçükçekmece Mayor Kemal Çebi, President of Küçükçekmece City Council Assoc. Prof. Mustafa Aydın, Executive Board members and the Presidents of the Assembly.

EĞİTİMDE İHRACATIN LİDERİ İAÜ OLDU

17 sektördeki ilk üç firmanın ödüllendirildiği törende, İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) 'Eğitim Alanında En Fazla Hizmet İhracatı Yapan Vakıf Üniversiteleri' arasında birinci sırada yer aldı. Üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın, ödülü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.Turkey’s 500 largest exporter of services organized by the services exporters association for the 4th time this year. The President of the Board of Trustees Assoc. Dr. Mustafa Aydın received the award from President Recep Tayyip Erdoğan.

SİGARAYLA MÜCADELEDE “İNSANLIĞIN GERÇEK DOSTLARI” ÖDÜLLENDİRİLDİ

Türkiye Sigarayla Savaş Derneği’nin (TSSD) bu yıl 20’incisini düzenlediği ‘İnsanlığın Gerçek Dostları Ödül Töreni’nde ödüller sahiplerini buldu. TSDD Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın, törende yapmış olduğu konuşmasında sigarayla mücadelelerinde sigara kartelleri tarafından ölümle tehdit edildikleri dönemlerden bugüne gelindiğini ve sigaranın 21. yüzyılın vebası olduğunu söyledi.The awards were delivered to their owners at the real friends of humanity award ceremony organized by the Turkish anti-smoking association for the 20th time. The President of the TSSD Assoc. Prof. Mustafa Aydın made a speech and said we came to these days from the period when we were threatened with death by cigarette cartels in the fight against smoking and smoking is the plague of the 21st century.

Yorum Yapın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz