“Türkiye – Batı İlişkileri“

“Türkiye – Batı İlişkileri“

İstanbul Aydın Üniversitesi Batı Platformu, Es Medya Yönetim Kurulu Başkanı ve Ak Parti MYKY Üyesi Ethem Sancak’ın katılımı ile “ Tarih Perspektifli Türkiye – Batı İlişkilerini ” değerlendirdi. Konuşmasında Ethem Sancak, “ Doğu kendine geldi, Batı bunu anlamalı “ ifadesine yer verdi.

Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini inceleyen ve akademik çalışmalar yapan İstanbul Aydın Üniversitesi Batı Platformu bu kez de durum değerlendirmesi yapmak üzere Ethem Sancak’ı ana konuşması olarak davet etti. Düzenlenen platforma İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, Eski Avrupa Birliği ve Devlet Eski Bakanı Egemen Bağış ve akademisyenler katıldı.

“Batı’nın Türklerin uyandığını anlaması lazım”

Konuşmasında Sancak; “ Ben tarih uzmanı değilim ama tarihe karşı çok büyük bir ilgim var. Bu alanda çok okuma yaptım. Tarihsel süreç boyunca Türkler ve Türklerin önderlik ettiği Asyatik Kavimler Batı’ya hep iyi niyetle yaklaştı. Ancak Batı bu iyi niyeti her zaman suiistimal etti. Türkler Batı’ya çok şey öğretti. Aynı zamanda Batı’dan da çok şey öğrendi. Üretim, bilim ve fen arasında çok fazla korelasyon var. Geçmişte bu denklem Batı’nın lehineydi. Artık Doğu’ya Asya Pasifik’e doğru kayıyor. Üretim Asya Pasifik ağırlıklı yapıldığı için biliminde o yönde kayması yakındır.” dedi.

Konuşmasının devamında Sancak; “Asyatik kavimlerin ve Türklerin Batı’dan halen öğrenecek çok şeyi var. Ancak Batı’da artık Türklerin o eski toplum olmadığını kendine gelip uyandığını anlamak zorunda. Türkler Atilla’dan beri, tarihin şafağından beri Batılıdır. Başkasının bizim Batılı olarak adlandırmasına gerek yok.” İfadelerini kullandı.

Ethem Sancak’ı özel olarak davet ettiklerini belirten İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın; “Üniversitemizin Batı Platformu’nda ve Aydın Düşünce Platformu’nda biz her zaman ekonomik, sosyal, siyasi ve güncel konuları masaya yatırarak, konusunda uzman değerli kişilerle birlikte bu konuları değerlendirip tartışıyoruz. Bu konular hakkında da sonradan geniş raporlar hazırlanıyor ve alakalı bakanlığa gönderiliyor. Biz buna devleti beslemek diyoruz. Bugün Türkiye’de 190’a yakın üniversite, 150 bin civarında akademisyen ve 7 milyonun üzerinde de öğrenci var. Yani bir akıl, beyin ve düşünce var demektir. Bütün bu aklı ve düşünceyi eğer devletiniz hizmetine sokmazsanız varlığınızı tartışmanız lazım” dedi.

“Avrupa Akıl Tutulması Yaşıyor”

Egemen Bağış da konu ile ilgili olarak, “Türkiye ve Batı ilişkileri her zaman çok önemli olmuştur fakat özellikle bugünlerde içinden geçtiğimiz bu travmatik ilişki ağında Türkiye’nin Batı ile ilişkileri bunun perspektifi, tarihi ve günümüze yansımaları gerçekten daha da önemli bir hal aldı” diye konuştu. Bağış bununla birlikte Avrupa Birliği Parlamentosu’nda Türkiye ile ilgili alınan kararı eleştirerek Avrupa’nın şuanda muazzam bir akıl tutulmasında olduğunu vurgulayarak, “Avrupa şuanda muazzam bir akıl tutulması yaşıyor. Hele Avrupa Parlamentosu’nun geçen hafta aldığı karar tamamen Avrupa’nın çıkarlarına aykırı bir karardır. Düşünün ondan üç gün evvel Avrupa Konseyi Başkanı Sayın Jean-Claude Juncker Avrupa Parlamentosu’na gittiği zaman sadece 35 Avrupa Parlamentosu üyesi kendisini dinlemek için salonda bulunduğuna isyan edip konuşmasında Avrupa Parlamentosu’nu eleştirmişti. Bununla birlikte Juncker, üç gün sonra Türkiye ilgili bir kararda 400 küsur Avrupa Parlamentosu üyesinin gelip Türkiye aleyhinde oy vermiş olması karşısında eminim büyük bir şaşkınlığa uğramıştır. Bu akıl tutulması ve Türkiye düşmanlığıdır. Bu ayrımcılık ne Avrupa’ya bir şey kazandırır ne Avrupa’daki insanlara herhangi bir getirisi olur.” açıklamasında bulundu.

____________________________________________________________________________________________________

“Turkish-Western Relations” Evaluated    

İstanbul Aydın University Platform for Western Studies evaluated “Turkey from the Historical Perspective-Western Relations” with the participation of ES Media’s Chairman of the Board of Directors and member of Justice and Development Party’s Central Executive Decision Board Ethem Sancak. Ethem Sancak expressed that “The East recovered it self, the West should recognize this”. 

İstanbul Aydın University Platform for Western Studies, analysing Turkey’s relations with the West and conducting academic studies, this time invited Ethem Sancak as main speaker to make an evaluation about the current situations.  Chairman of the Board of Trustees of İAÜ Dr. Mustafa Aydın, Former European Union and Former Ministry of State Egemen Bağış and academics attended to the platform.

 “The West should recognize that Turkey found itself”

During his speech Sancak expressed these words:  “I am not a history specialist, however I am really interested in history. I read lots of things in this field. Throughout the historical process, Turks and Asiatic peoples led by Turks always approached in good faith to the West. However, the West exploited this good faith every time. Turkey taught lots of things to West and learned many things from them. There are many correlations between manufacturing and science. In the past, this balance was in favor of the West. Currently, this  is moving to the East, Asia-Pasific. Since manufacturing is mainly made Asia-Pasific oriented, so it is so close that science will move there.”

Afterwards, Sancak said that “And yet Asiatic peoples and Turkish people have lots of things to learn form the West. However, the West also has to realize that Turkey is not that same society, they recovered themselves and revived. The Turks have been Westerner since Atilla, since the dawn of the history. There is no need someone else to call us ‘Westerner’.” Chairman of the Board of Trustees of İstanbul Aydın University Dr. Mustafa Aydın said: “We always evaluate and discuss such issues in Western Platform of our University and Aydın Thought Platform with valuable specialist figures by discussing economic, social, political and current issues in details. Later on, detailed reports prepared related to these issues and submitted to relevant department. We call this –to nourish the government-. Today, there are nearly 190 university, around 150 thousand academic and over 7 million student in Turkey. So, that means there is a wisdom, brain and thought. If you do not use all these wisdom and thought to serve for your country, you should question your existence.”

 “Europe Experiencing an Abdication of Reason”

Egemen Bağış expressed these words related to the discussion: “ Turkey and the West relations have always been important but especially within this traumatic relation that we have gone through in the recent days, relations between Turkey and the West and its perspective, history and influence on today became more and more critical.” In addition to this, Bağış criticising the decisions about Turkey taken in European Union Parliament, emphasizing Europe’s experiencing a fatal abdication of reason in the recent days, he said: “Europe is currently experiencing a fatal abdication of reason. Especially, the decision taken in the last week in European Parliament is against the Europe’s benefits. Remember that three days before that when he went  to European Parliament, President of Counsil of Europe Mr. Jean-Claude Juncker showed a reaction that there were only 35 members of European Parliament in the hall to listen to him and he criticised European Parliament in his speech. Furthermore, Juncker should be suprised that three days later for a resolution about Turkey,  around 400 European Parliament’s members were there to vote against Turkey. This is an abdication of reason and anti-Turkish policy. This discrimination neither is in favor of Europe nor has an advantage for the people in  Europe.”

11.07.2017

Türkiye Bağımsız Avrupa Rahatsız

Türkiye Bağımsız Avrupa Rahatsız

AKPM Türkiye Heyeti Başkanı, AK Parti Adana Milletvekili Talip Küçükcan’ın ana konuşmacı olarak katıldığı Batı Platformunun yedinci toplantısında yine önemli bir konu ele alındı. Toplantı AB Eski Bakanı Egemen Bağış koordinatörlüğünde gerçekleştirildi.

AKPM Türkiye Heyeti Başkanı Talip Küçükcan toplantıdaki konuşmasında, kararın perde arkasını anlatarak bundan sonra yapılması gerekenler konusunda görüşlerini paylaştı. Öte yandan toplantıda “AKPM’nin bu siyasi kararına rağmen diyalog kapısının kapatılmaması ve lobicilik faaliyetlerine ağırlık verilmesi, STK’ların da bu süreçte daha aktif bir pozisyon alması gerektiği” görüşü ön plana çıktı.

“Ön yargılı ve taraflı, skandal bir karar”

Son zamanlarda Türkiye ile ilgili ciddi bir karşıtlık söz konusu olduğunu ve alınan kararın zemininde de bu durumun etkili olduğunu dile getiren AKPM Türkiye Heyeti Başkanı Talip Küçükcan; “Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye’nin siyasi denetime alınmasıyla ilgili skandal bir karara imza attı. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartları yok sayarak ön yargılı ve taraflı bir rapor hazırladı. Bu rapor ne yazık ki Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi nisan genel kurulundan geçti. Bu karara baktığımızda aslında bu ön yargıları açık ve net bir şekilde görmeniz mümkün. Normal şartlar altında bu karar Türkiye’de demokratikleşme, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi alanlara hizmet etmesi gereken bir karar. Fakat içeriğine dikkatli bir şekilde baktığımızda satır aralarında aslında Türkiye’nin verdiği bütün değişiklik önergelerinin reddedildiğini görmeniz mümkün. Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminin müsebbibinin ve arkasında olan faillerin korunduğu PKK’ya ve FETÖ’ye terörist diyemeyen bir rapor ile karşı karşıyayız. Biz normal şartlar altında Avrupa konseyi ile ilişkileri çok iyi olan bir ülkeyiz ve şimdiye kadar Avrupa Konseyi’nin değerlerinde üstün tuttuk. Avrupa konseyinin neredeyse iki yüzden fazla sözleşmesinin yarısından fazlasını imzaladı Türkiye ve hayata geçirdi. Biliyorsunuz anayasamızın 90. maddesine göre de sözleşmeler zaten bizim hukukumuzun üstünde de kabul ediliyor. Biz önemli normlar ve değerler olarak kabul ediyoruz. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde ki gerek denetim komisyonunda gerekse genel kurulda Türkiye’nin olağan üstü bir süreçten geçtiğini ve dolayısıyla bu olağanüstü süreçte Türkiye’nin varlığına ve güvenliğine yönelik saldırılar olduğu ve bu saldırıları önlemek amacıyla bütün devletlerin alması gereken tedbirleri aldığını ifade ediyoruz. Bize diyorlar ki OHAL’i kaldırın. Bir devlete OHAL’i kaldırın demek o ülkenin aslında egemenlik haklarına müdahil olmak anlamına geliyor. OHAL’i ülkelerin niçin ilan ederler? Fransa’da olduğu gibi ülkenin güvenlik ile ilgili ciddi problemleri saldırıları ve riskleri vardır. Türkiye’nin ilan ettiği OHAL’i sürekli gündeme getirip diline dolayarak, hiçbir güvenlik meselesini tartışmadan o hali kaldırın demek aslında böyle bir sonucu içeriyor. Aynı şekilde Türkiye’de yargı süreci başlamış olan, bazı milletvekillerinin tutuklanmış olması veya gözaltında bulunması bazı gazetecilerin gözaltında alınması gibi konularda bunların hiçbirinin iddianamesine bakılmaksızın Türkiye ile ilgili hemen bir takım ön yargılar ile hareket edilerek Türkiye’ye çağrıda bulunuyorlar. Bu çağrıların arka planında, özellikle bu raporların yazılmasına katkıda bulunanlara baktığımızda net şekilde şunu görüyoruz. Son zamanlarda Türkiye ile ilgili ciddi bir karşıtlık söz konusu. Bu karşıtlıkları yazık ki Avrupa konseyi parlamenter Meclisi’nde böyle bir etki yarattı” şeklinde konuştu.

“Bu karar kabul edilemez”

Türkiye’nin Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin Nisan çalışmasına katılmadığını belirten AKPM Türkiye Heyeti Başkanı Talip Küçükcan bundan sonra izlenecek yol ile ilgili; “Bundan sonraki çalışmalarda hangi düzeyde nasıl katılacağımıza ilişkin de, önümüzdeki günlerde bir yol haritası çizilecek ve bu yol haritasına göre hareket edeceğiz. Bu kararın bir yaptırımı yok yani Türkiye’nin denetim sürecine alınması demek sadece Türkiye ile ilgili daha önceden üç yılda bir yazılan raporların yılda bir defa yazılması anlamına geliyor. Bu açıdan bakıldığında aslında mekanizma olarak değişen pek fazla bir şey olmadığını görüyoruz. Fakat biz kararın haksız yanlı olduğunu, objektif ve rasyonel olmadığını ifade ediyoruz. Bu konuda çok fazla çalışma yaptık, hem parlamenter düzeyde hem de diplomatik bütün kanalları kullanarak muhataplarımızla görüştük ancak pek bir sonuç elde edemedik. Peki böyle önyargılı bir karar olduğunda hiçbir şey yokmuş gibi ilişkilerimizi sürdürebilir miyiz, Hiçbir şey olmamış gibi davranabilir miyiz, bu zor görünüyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız Dışişleri Bakanımız zaten yaptıkları açıklamalarda bunu ifade ettiler. Bizde gerek AKPM başkanı, gerek Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ile görüşerek bu kararın kabul edilemez olduğunu, konseyin geleceğini de tehdit ettiğini, bunların azınlık bir gruba konseyin bütün çalışmalarını şekillendirme imkanı tanımak olduğunu ve bu zemini hazırlamanın doğru olmadığını söylüyoruz. Zaten son zamanlarda uluslararası kurumlara ve kuruluşlara bir güvensizlik söz konusu, bu güvensizlik Avrupa Konseyi için de geçerli. İnsanlar artık Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi gibi kurumlara şüpheyle yaklaşmaya başladılar. Çünkü burada alınan kararlar çokta aslında gerçekçi herkesin çıkarına kararlar değil. Bu bakımdan biz Avrupa Konseyi’nin norm üreten bir kurum olarak varlığını sürdürmesini ve saygınlığının devam etmesini istiyoruz. Bu tür kararlar Türkiye açısından kabul edilebilir kararlar değil, bunları ifade ettik. Gerek önümüzdeki günlerde gerek daha sonraki genel kurullara ve komisyon çalışmalarına katılıp katılmama, Avrupa Konseyine Türkiye’nin yaptığı bütçe katkısının tekrar gözden geçirilmesi gibi pek çok alanda yeniden bir yol haritası çizilecek. Önemli olan Avrupa Konseyi’nin ürettiği normların hayata geçirilmesi ve yaşatılmasıdır. Türkiye bunları yaptığı sürece zaten biz kendi üzerimize düşeni yapmış oluyoruz. Parlamenter meclisten özellikle beklentimiz Türkiye’nin içinde bulunduğu konjonktürel durumu değerlendirebilmesi. Çok iyi değerlendirdiklerini söyleyemeyiz. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin özellikle Türkiye’nin PKK ve DAEŞ ve FETÖ karşısında kaldığı durumu, demokrasimize ve demokratik kuruluşlarımıza kurumlarımıza yönelik tehditleri yeterince anlamadığını düşünüyoruz eğer anlamış olsalardı böyle bir karar çıkmazdı” ifadelerini kullandı.

“AKPM yapay bir problem üretiyor”

İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, alınan karara ilişkin değerlendirmelerini şu sözlerle ifade etti; “Özellikle son yıllarda ve daha ziyada içinde bulunduğumuz 2017 yılı içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Ulu Önder Atatürk’ün deyimi ile dahili ve harici düşmanların saldırısı içerisindedir. Bunlar ekonomi, siyasi, askeri gibi farklı platformlarda Türkiye’ye haince saldırmakta. Türkiye Cumhuriyeti devletinin birliğini beraberliğini, bütünlüğünü, ekonomisini, sosyal yapısını, siyasetini tahrip etmek için her türlü girişimden geri durmamaktadırlar. Bunların en son örneğini Avrupa parlamentosunda gördük. Hiçbir ekonomik, siyasi, hukuk gerekçesi olmaksızın yapay bir problem üreterek Türkiye’nin tekrar 2003 yılının gerisine taşıyarak denetim altına alma kararı verdiler. Bizde bu gün bu kararın akabinde Batı Platformu olarak değerli siyaset bilimciler, akademisyenler, iş adamları ile bir araya gelerek, konuyu masaya yatırarak buradan çıkacak sonucu, değerli bilim adamları siyasetçiler ve akademisyenler ile birlikte oluşturulacak olan görüş topluluğunu rapor halinde devletimizin yetkili mercilerine sunacağız. Alınan bu karar bizleri daha çok kamçılamalı, daha çok çalışmaya zorlamalı, önümüze bakmamızı sağlamalı, bize bizden başka dostun olmadığını, bütün yapılanmalarımızı birlik beraberlik ve kardeşlik üzerine kurmamız gerektiğini, doğusuyla batısıyla bir Çanakkale ruhunu yeniden canlandırma zorunluluğumuzu önümüze koymaktadır. Bu gün burada değerli bilim adamlarıyla bunları tekrar masaya yatırarak derinlemesine inceledik.”

“Bu karar Avrupa genelindeki akıl tutulmasının bir yansıması”

Batı Platformu’nun Türkiye’ye yeni öneriler sunmak için bir araya gelerek konuyu ele aldıklarını ifade eden AB Eski Bakanı ve Batı Platformu Koordinatörü Egemen Bağış, alınan karara tepkisini “Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi gerçekten vahim bir karara imza attı. Bunun siyasi bir karar olduğu çok net bir şekilde ortada ve gerçeklerle alakası yok. Türkiye gibi demokrasiyi benimsemiş vatandaşlarının demokrasiyi korumak için 15 Temmuz’da gözünü kırmadan canını verdiği bir ülkeyi, demokrasisi sorunluymuş gibi göstermek, Türkiye’yi kendi bir takım taleplerine boyun eğmeye zorlayacak siyasi baskılar altında tutmak ve Türkiye’yi kötü bir algıya sürüklemek için atılmış bir adım olduğu çok bariz. Bizde bu gün bunu masaya yatıracağız Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde ki bu tavrın aslında Avrupa genelindeki akıl tutulmasının bir yansıması olduğunu ve buna karşı alınması gereken önlemeleri değerlendireceğiz. Toplantımızın Türkiye yeni öneriler kazandıracağına inanıyorum. Hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadeleriyle dile getirdi.

__________________________________________________________________________________________________

INDEPENDENT TURKEY – UNRELAXED EUROPE

AKP member of parliament from Adana Talip Kucukcan who is head of Turkish committee of Parliamentary Assembly Council of Europe (PACE) joined to seventh meeting of Western Platform as the mean speaker. Once more a significant subject was addressed in the meeting which was made under EU former minister Egemen Bagis’s coordinatorship.

Head of Turkish committee of PACE Talip Kucukcan shared his opinions on things to do after this by giving a brief on backstage of the decision in the meeting. On the other hand, the vision come into prominence as ‘’in spite of PACE’s political decision, the dialogue door should not be closed, lobbying activities should be focused on and NGO’s should have a more active position in this process’’.

‘’A prejudiced and sided, a scandal decision’’

Recently, head of Turkish committee of PACE Talip Kucukcan gave voice to a serious adverseness is a matter about Turkey and it has been effective base on the taken decision; ‘’Parliamentary Assembly Council of Europe signed for a scandal decision regarding taking Turkey to political controlling. By ignoring the conditions that Turkey is in, a prejudiced and sided report was prepared. Regrettably, this report got approval from PACE general Assembly in April. When we look at the decision, in fact, it is loud and clear to see all prejudices. Under normal circumstances, this decision is a decision that should administer purviews such as democratization, human rights and rule of law in Turkey.  However, when we look carefully at the content, it is possible to see between the lines, actually all amendment proposals requested by Turkey are rejected. We are face to face with a report that cannot express terrorist to PKK and FETO who are conducive and backstage of July 15 coup attempt in Turkey and protects them. We are a country who has a good relationship with Europe Committee under normal circumstances and has valued it so far. Turkey signed and almost more than half of Europe Committee’s conventions. As you know, conventions are already approved above our law regarding to our constitution’s 90th article. We accept them as significant norms and values.

In Parliamentary Assembly Council of Europe’s either general assembly or inspection commotion we express that Turkey has gone through an extraordinary process and hence there are attacks against the existence and security of Turkey in this process and to prevent these attacks all states have taken the necessary precautions. They say to us that remove state of emergency. Saying to a country to remove its state of emergency means actually interfering to that country’s sovereignty. Why does a country announce state of emergency? There should be very serious problems, issues and risks about security of that country, as happened in France. Saying just remove state of emergency by harping on Turkey’s state of emergency by bringing it up perpetual without discussing Turkey’s security problems actually contains that kind of result. Likewise, some jurisdictions have been initiated in Turkey, some of the members of parliament have been arrested or taken into custody, some journalists have been taken into custody, and regardless of the indictment of any of them, they have been calling Turkey with a few preliminary judgments. They have immediately called for Turkey with a set of bias about topics like member of parliaments and some journalists who have been already judicial procedure and taken into custody without looking at those topics’ accusation and content. In the background of these calls, especially when we look at who did contribute to prepare this report, we transparently see that

In the background of these calls, especially when we look at those who contribute to the writing of these reports, we see clearly. There has been a serious controversy recently about Turkey. Unfortunately, these oppositions have had such an effect in the Parliamentary Assembly of the European council’’ interpreted as like that.

‘’This decision is unacceptable’’

The head of Turkish committee of PACE Talip Kucukcan indicated that Turkey did not participate to Parliamentary Assembly of the Council of Europe’s April work and mentioned about the path to be followed from now on; ‘’We are going to draw a road map for our participation in the upcoming works in terms of how and which level it should be. We are going to act as the way that our road map shows. This decision has no sanction, only meaning of taking turkey into the control process is the previous reports about Turkey have been written once in three years, from now on is going to be written once in a year. From this point of view, we see that there is not much that actually changes as a mechanism. But we express that the decision is not fair, objective and rational. We have done a lot of work in this regard and have negotiated with our counterparts using both parliamentary and diplomatic channels, but we have not achieved much. Well, would we keep having our relationship when there is such an unfair decision? Would we act like nothing happened? Our honourable the President of the Republic, Prime Minister and Foreign Affairs Minister have already expressed in their speeches before. We both talked with the President of the PACE and the General Secretary of the Council of Europe and said this decision is unacceptable that threatens the future of the council and allows to a group of people shaping all the work of council which is inarguably not right. In recent times there has been a lack of confidence for international institutions and organizations anyway. This insecurity perception also applies for the Council of Europe. People are now approaching sceptical to institutions such as the United Nations, the European Union, and the Council of Europe because the decisions of those institutions are not the decisions that applies for everyone. In this regard, we would like that the Council of Europe should continue its existence and respectability as a norm producer institution. These decisions are not acceptable for Turkey, we have expressed already. A new road map is going to be drawn in the following days about whether we participate or not to future general commissions and committees, revision of the budget contribution of Turkey by the Council of Europe. It is important to implement norms produced by the Council of Europe and keep them alive. As long as Turkey applies does these things, we will be doing its part. Our expectation from parliamentary parliament is to evaluate the conjectural situation that Turkey is in. We cannot say that they evaluate it very well. We think that the Parliamentary Assembly of the Council of Europe does not get especially the situation between Turkey and PKK, DAES and FETO, how they threat our democracy and democratic institutions. Otherwise PACE would not have issued a decision like that.’’

‘’PACE is creating an artificial problem’’

Istanbul Aydin University Chairman of the Board of Trustees Dr. Mustafa Aydin expressed his considerations with following words; ‘’Primarily it should be said that in the last years and especially in 2017 Turkey is in the attack, as the Turkish Republic’s the great leader Ataturk’s statement, by its internal and external enemies. They are attacking treacherously to Turkey in any platforms such as economy, politics and military. They never stop any attempt to destroy the unity, economy, social structure, politics of the Turkish Republic. We saw the last example of them in the European Parliament. By creating an artificial problem, they decided to take control of Turkey with thinking to bring Turkey the period of before 2003. We are as Western Platform, today, after this decision coming together with honourable political scientists, businessmen and academicians going to discuss. and we are going to file a report moving from remarks of political scientists and academicians also conclusion of the discussion to our competent authority. This decision should whip us up more, make us work hard more, cause us to look forward, proof that nobody is a friend other than us, literally say that we should build all our structures on our unity and brotherhood, underline that it is a necessity to revive Canakkele spirit. Today, here, we have again discussed in detail these topics and examined.

‘’This decision is the reflection of abdication of reason in Europe’’

EU former minister and coordinator of Western Platform Egemen indicated that Western Platform came together to give suggestion to Turkey and brought his reaction out with this statement; ‘’ Parliamentary Assembly Council of Europe really have signed for a calamity decision. It is clear that the decision is political and no relationship with the reality. Also observably it is a step for wafting Turkey to trouble perspective and taking Turkey under its control to be able to get it’s a set of requests and pretending democracy is problematic in such a country which sacrificed its life on 15 July to protect democracy. We are going to put this on a table, evaluate this decision as the reflection of abdication of reason in all across Europe and discuss about essential precautions. I believe that out meeting will provide beneficial suggestions. I wish all the best.’’

01.05.2017

Batı Platformu’nda Referandum Tartışmaları

Batı Platformu’nda Referandum Tartışmaları

Son zamanlarda Türkiye’nin en önemli gündemi olan Anayasa Değişikliği Referandumu, İstanbul Aydın Üniversitesi Batı Platformunda ele alındı.

Önemli isimlerin katıldığı toplantının ana konuşmacıları AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Başdanışmanı Onur Erim’di.

İstanbul Aydın Üniversitesi Batı Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde yer alan düşünce kuruluşu Batı Platformu, yeni toplantısında Türkiye’nin son zamanlardaki en önemli gündem maddesi olan Anayasa Değişikliği Referandumu ’nu ele aldı. AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Başdanışmanı Onur Erim’in ana konuşmacı olarak yer aldığı toplantıda, “Referandum ve Dünyadaki Devlet Yönetim Sistemleri” başlığını altında, dünyanın farklı ülkelerinde uygulanan yönetim sistemleri ve bunların özellikleri enine boyuna tartışıldı.

“Batı Platformu ortak akıl havuzu”

İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, Batı Platformunda tartışılan konu başlıkları, etkin isimlerin katılımları ve çıkarılan sonuç ve raporlamaların büyük bir değer olduğunu belirterek ; “Batı Platformu her ay bir veya iki konuyu masaya yatırarak konu üzerine yetkin kişilerle bir tartışma açıyor, sonrasında geniş raporlar hazırlıyor. Hazırlanan raporlar ilgili mercilere iletiliyor. Bu günde çok güncel bir konuyu gündeme getiriyoruz. Yeni yönetim sistemini, yani Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini konuşacağız. Onur Erim beyefendi Cumhurbaşkanlığı sistemi ile ilgili bir kitap kaleme aldı. AK Parti İstanbul milletvekili İsmet Uçma bu gün burada olacaklar ve mevcut haziruna konuyu anlatacaklar. Burası ortak akıl havuzu. Herkes bu konuda düşüncesini söyleyip, akademisyenlerin, sanatçıların, siyaset bilimcilerin yani ortak aklın ortaya çıkaracağı yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile ilgili öngörüleri burada fikir havuzunda mütalaa edeceğiz” dedi.

“Dünyanın en güçlü lideri bizde”

Yeni sistemin Türk halkı için en uygun yönetim sistemi olduğuna dikkat çeken AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma; “Halkımızın yeni yönetim sisteminin Türkiye için çok gerekli olduğunu şu açıdan değerlendirmesi gerekir. Bizim kadar etnisitesi yoğun, inanç grupları farklı, çok çeşitli kanaatlere ve inançlara mensup olan bir topluluğu başkanlık sisteminden başka bir sistemle yönetmek asla mümkün değildir. Türk toplumu Avrupa toplulukları gibi yeknesak topluluklar değildir. Türk toplumundaki bu çeşitliliği yönetilebilmesi mutlaka başkanlık sistemi gerekli ve şarttır. Halkımızın bilmesi gereken diğer bir konu da şu: Dünya artık güçlü liderliklerle yönetiliyor ve dünyanın en güçlü lideri bizde. Onun gücüyle doğru orantılı olarak hareket edebilmesi ve ülkesine hizmet edebilmesi, kalkındırabilmesi için mutlaka onun hızına ve süratine eşdeğer bir düzenleme yapılması gerekiyordu. Bizde onu yapmak istiyoruz zaten” şeklinde konuştu.

“Bu sistem Türkiye’de maalesef çok yanlış bir taraftan tartışılmaya başlandı”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi üzerine dikkat çekici bir çalışmayı kaleme alan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Başdanışmanı Onur Erim ; “Ben kitap üzerinden anayasal hukuk dersi vermeye çalışmadım. Ben daha çok siyasal örnekler vermeye çalıştım. Bu konu Türkiye’de maalesef çok yanlış bir taraftan tartışılmaya başlandı. Belki tartışılacak en son şeyleri ilk başta tartışmaya başladık. Ve yine maalesef ancak son on, on beş gündür konu hakikaten detaylı olarak anlatılmaya, tartışılmaya ve sorgulanmaya başlandı. Şu an iyi bir noktaya geldi. Ben de kitabımda bizim insanımızın anlayabileceği örnekler üzerinden sistemlerin tanıtımına avantaj ve dezavantajlarına yer verdim” dedi.

“Bürokraside en büyük en büyük kötülük işlerin gecikmesidir”

Siyasi kararların gecikmesinin ülkeye zarar verdiğini dile getiren İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erman Tuncer; “Bu bir sistem tartışması. Türkiye’de daima bürokratik engellerden şikâyetçi olduk. Hükümet kanadı bu işlerin çözümü için başkanlık sistemini andıran bir model teklif etmekte. Muhalefetin ise parlamenter sistem konusunda endişeleri var. Elbette ki bu tıkanıklığı aşmalıyız. Bürokraside en büyük kötülük işlerin gecikmesidir ve karar alma mekanizmasının oldukça zaman almasıdır. Bu arada bir sistemin tamamıyla mükemmel olması da mümkün değildir. Eksikleri olacaktır ve bu eksiklerin telafisi için zamana ihtiyaç vardır. Türk halkının en güzel seçimi yapacağına inanıyorum” dedi.

“Doğrudan halka sorarak karara varılıyor”

Referandumun karmaşık sorunları basitleştiren bir yöntem olduğu bilgisini paylaşan İstanbul Aydın Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Nazım İrem, “Referandum demokratik sistemler içinde kullanılan bir karar alma süreci. Değişik ülkelerde, farklı konulara, değişik biçimlerde çok farklı sonuçlar yaratan bir sistem. Önemli anayasal değişikliklerin doğrudan halka sorarak bir karara varıldığı, karmaşık soruların basitleştirildiği, yaygınlaştırıldığı genel meşruiyeti sağlamaya yönelik bir araç” ifadelerini kullandı.

________________________________________________________________________________________

Referendum Discussions at Platform for Western Studies

Referendum for Constitutional Amendment, which is Turkey’s foremost agenda recently, was discussed at Platform for Western Studies of Istanbul Aydın University.

İsmet Uçma, AK Party İstanbul Member of Parliament and Ankara Metropolitan Municipality Chief Advisor Onur Erim, were main speakers of the meeting, where significant people attended.

Platform for Western Studies, think-tank institution operating within İstanbul Aydın University Western Studies Application and Research Center, discussed Referendum for Constitutional Amendment which is Turkey’s foremost agenda recently during its new meeting. In the meeting, attended by İsmet Uçma, , AK Party İstanbul Member of Parliament and Onur Erim Ankara Metropolitan Municipality Chief Advisor as main speakers, different government systems applied in different countries of the world and their characteristics were discussed thoroughly under the title of “Referendum and Government Systems in the World”.

 “Western Studies Platform’s Common Sense Community”

Dr. Mustafa Aydın, President of the Board of Trustees of İstanbul Aydın University, stated that topics discussed in Platform for Western Studies, participation of effective persons as well as results and reports obtained were significant values and he said, “Platform for Western Studies opens a discussion with authorities about the topic to discuss one or two topics in details every month and afterwards prepares detailed reports thereof. These reports are submitted to relevant authorities. And today, we bring a current issue into question. We will talk about the new government system, in other words Presidency government system. Mr. Onur  Erim wrote a book about Presidency System. AK Party İstanbul Member of Parliament İsmet Uçma will be present here today and inform the participants here about the issue. This is a common sense community. Everyone will tell his own opinion and we will discuss about the new presidency system that is created by academics, artists, politicians, meaning by common sense, here in this common sense community.”

 “We have the most powerful leader in the world”

AK Party İstanbul Member of Parliament İsmet Uçma drew the attention to the new system’s being  most available government system for Turkish people, he said “ Turkish people should evaluate the necessity of the new government system for Turkey from this perspective: It is not possible to govern a community having such a complex ethnicity, different belief groups, and which belongs to a large variety of opinions and beliefs as it is  in here by no other government system than presidential government. Turkish nation is not a colorless society like European nations. Presidential government is necessary and essential to be able to govern this variety in Turkish society. Another issue that our people should know is that the world is governed by powerful leaders now and we have the most powerful leader in the world. He should govern his country in harmony with his power and it was really necessary to make a regulation that equals to his fast and swiftness for him to serve, improve his country. Therefore, we want to make it real.”

 “Unfortunately, this system was approached from a wrong perspective in Turkey”

Ankara Metropolitan Municipality Chief Advisor Onur Erim who wrote a striking discussion about Presidential government system, said “My purpose was not to teach constitutional law by this book. I rather tried to give political illustrations. Unfortunately, this issue was discussed from a wrong perspective in Turkey at first. I think, we started to discuss the issues that should be debated later in the beginning. And unfortunately, it has been really started to be explained, discussed and questioned in details only for the last ten or fifteen days. It gets to the point now. So, I touched on introduction of the systems through the illustrations that appeals to our people, advantages and disadvantages of them.

“The worst thing in bureaucracy is the delay in procedures”

Prof. Dr. Erman Tuncer, İstanbul Aydın University Lecturer, expressed that loss of time in political decisions damages the country and he said, “It is the system debated. We have always complained about the bureaucratic restraints in Turkey. The governing party offered a model that resembles to presidential system in order to solve such procedures. However, the opposition party has doubts about the parliamentary system. Of course we should overcome this deadlock. The worst thing in bureaucracy is the delay in procedures and decision-making mechanism’s taking quite a lot time. However, it is not possible for a system to be completely well. It surely includes missing points and it needs time to recover these missing points. I believe that Turkish people will make the best choice.”

“People are directly consulted to reach a decision”

 Dean of Faculty of Economics and Administrative Sciences of İstanbul Aydın University Prof. Dr. Celal Nazım İrem expressed that referendum is a method which simplifies complex problems and said, “Referendum is a process of decision making used in democratic systems. It is a system creating different results in different ways for different issues in different countries. It is a means that significant constitutional amendments are directly consulted to public and decided, simplifies complex problems to provide common legitimacy.

06.04.2017

Avrupa Birliği Nereye Gidiyor?

Avrupa Birliği Nereye Gidiyor?

İstanbul Aydın Üniversitesi Batı Platformu toplantısında Avrupa Birliği tartışıldı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Eski Bakanı Mehdi Eker’in ana konuşmacı olarak katıldığı toplantıda AB’nin zorlu bir süreçten geçtiği, bu süreçten sorunsuz geçmek için Türkiye’ye muhtaç olduğu fikri öne çıktı.

Dünyanın en önemli uluslar üstü organizasyonu olan Avrupa Birliği’nin geleceği ve Türkiye’nin AB’ye göre konumu, İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde bulunan Batı Platformu’nda masaya yatırıldı. Toplantıda, çoğulculuk kültürü üzerinden gelişen AB’nin artık bu çoğulculuğa tahammül edemediği için geçtiği zorlu süreçte Türkiye’ye muhtaç olduğu görüşü öne çıktı. Yaşanan bu dönemin AB’ye benzer yeni bir oluşuma dahi kapı aralayabileceği belirtildi.

YENİ BİR ULUSLAR ÜSTÜ OLUŞUM MU?

Avrupa Birliği’nin zorlu bir süreçten geçtiğini ve bu süreç sonunda dağılma ya da küçülme
ihtimallerinin bulunduğunu ifade eden Batı Platformu Danışma Kurulu Başkanı ve Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış, oturumu açtığı konuşmasında “Hatırlarsanız Avrupa Birliği yakın zamana kadar bize ‘imtiyazlı ortaklık’ adı altında bir statü öneriyordu. Son yaşanan ‘Brexit’ ve İtalya referandumu gibi gelişmelerden sonra AB başka bazı Avrupa ülkeleriyle de imtiyazlı ortaklık sürecine girebilir. Hatta bu süreç, AB dışında ve AB’ye benzer yeni bir oluşum dahi üretebilir. Bu durumda Türkiye bu oluşumun içinde önemli bir pozisyonda yer alması halinde daha önce kendisine imtiyazlı ortaklık öneren devletlere bu kez kendisi imtiyazlı ortaklı önerebilir. Zira AB’nin artık birçok olayda pasif kaldığına ve eski sağlamlığına sahip olmadığına dair çok güçlü bir görüş var” ifadelerini kullandı.

“AB ASLINA RÜCU EDİYOR”

Toplantıda ana konuşmacı olarak yer alan ve Avrupa Birliği’nin, 2. Dünya Savaşı gibi son derece kanlı bir sürecin ardından, bir daha bu gibi felaketlerin yaşanmaması için kurulmuş olan, hukuk, demokrasi, insan hakları, serbest ekonomi ve özellikle de çoğulculuk gibi değerlerin üzerine bina edilmiş bir olgu olduğunu belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Eski Bakanı Mehdi Eker, “Avrupa Birliği, temel dinamiklerinden biri olan çoğulculuğun getirdiği değeri kullanamaması küresel kurumsallaşmasını tartışılır hale getirdi. Ayrıca AB’nin direkt bir güvenlik örgütüne sahip olmaması eksiklik olarak görüldü. Nitekim AB son dönemlere kadar başarılı olmuş ve benzer oluşumlara örnek teşkil etmişse de özellikle Ukrayna, Karadeniz ve Akdeniz coğrafyasındaki krizlerde başarısız oldu. Bu da AB’nin geleceğini tartışılır hale getirdi. Son olarak İngiltere’de AB’den ayrılmaya yönelik yapılan referandumdan ayrılma kararının çıkması, İtalya’da AB’nin istediği anayasa değişikliklerine yönelik gerçekleştirilen halk oylamasından olumsuz sonuç çıkmasının ardından başbakanın istifa etmesi, Avrupa ülkeleri olmalarına rağmen Norveç, İzlanda ve İsviçre gibi ülkelerin AB’ye tam üye olmaya yanaşmamaları, ‘AB’nin sonu mu geliyor’ tartışmalarını daha da şiddetlendirdi” dedi.

Avrupa Birliği coğrafyasının yüzyıllar boyu tekçi zihniyetlerle yönetildiği için kodlarında çoğulculuk olgusunun bulunmadığı, bu nedenle de çoğulculuğu tam anlamıyla benimseyemediklerini belirten Eker, “Her şey aslına rücu eder. 2. Dünya Savaşı’nın acıları kabuk bağlayınca AB de aslına rücu etti” ifadelerini kullandı. Eker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz Batılı bir toplumuz. Batının evrensel değerlerini benimsemiş durumdayız. Ancak AB ile kültürlerimiz oldukça farklı. Batının savunduğu değerlere yaslanarak entegrasyon sürecini işletirsek, hem kendi toplumsal reformumuzu gerçekleştirebiliriz, hem de Türkiye’nin doğu ve batı dünyaları arasındaki köprü pozisyonunu iki yönlü çalıştırarak Avrupa’ya da katkı sağlarız. AB eğer gerçekten sürdürülebilir ve çoğulcu bir yapı kazanmak istiyorsa kendi dışındaki bir medeniyetle entegre olmalı. Mevcut süreçte de bunun için en uygun aday Türkiye’dir.”

“AB’NİN KURTULUŞU TÜRKİYE’DE” DÜŞÜNCESİ

Daha sonra soru ve yorumlara geçilen oturumda söz alan Turizm Eski Bakanı Bülent Akarcalı AB’nin kurulduğu konjonktürel dönemde ABD ve Sovyetler’e karşı üçüncü bir güç olarak kurulduğunu, ABD’yle birlikte Anglosakson kültürün en önemli temsilcisi olan İngiltere’nin AB’ye sonradan, adeta bir Truva atı gibi dahil olduğunu ifade ederek “AB’nin en zayıf noktası askeri bir gücünün olmaması olarak karşımıza çıkıyor. İngiltere AB’nin gidişatının çok da parlak olmadığını zamanında görerek Euro bölgesine girmedi ve sonunda da ‘Brexit’ ile birlikten ayrılma yolunda güçlü sinyaller vermeye başladı. AB, EFTA’nın kendisine alternatif olduğu 1963 yılında Türkiye ile ortaklık anlaşması imzaladığında sevinçten havalara uçmuştu. Bugün AB’yi yine sevindirecek olan biziz. Zira NATO’nun AB’ye organik bir desteği bulunmuyor. Türkiye AB’ye partner olursa AB’yi resmen kurtarır” dedi.

“TÜRKİYE AVRUPALI TÜRKLERDEN YARARLANMALI”

Toplantıya Kosova‘dan katılan Kosova Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden Orhan Lopar ise Avrupa Birliği’nin çoğulculuk misyonunun fiiliyatta çok da geçerli olmadığını ifade ederek “Bugün Avrupa Birliği’nde ve AB üyesi ülkelerde üst düzey bir görevde bulunan Müslüman bir yöneticinin bulunmaması, bunun en açık delilidir” diye konuştu. Lopar, “Türkiye bizim uydumuzdur. O gece uydumuzu yok etmek istediler. Çünkü gerek Türkiye olarak, gerekse de bizim gibi Avrupa’daki Türkler olarak AB için büyük bir ‘potansiyel tehlike’ oluşturuyoruz. Bu nedenle bizi kabullenemiyor, hazmedemiyorlar. Türkiye’nin yüzü Osmanlı’dan beri batıya dönük olsa da bugüne kadar Avrupa’daki Türklere gerekli önem verilmedi. Son 15 yıldır hatırlanıyoruz. Türkiye’nin Avrupa’daki yolculuğunda Avrupalı Türklerden yararlanması elzemdir” diye konuştu.

“YÜZÜMÜZ ORTA ASYA’DAN BU YANA BATIYA DÖNÜKTÜR”

Son olarak söz alan İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, Türk milletinin yüzünün Orta Asya’dan bu yana hep batıya dönük olduğunu söyledi. “Asırlar boyunca yurt, kültür, alfabe değiştire değiştire, hep batıya yürümüş, hep güneşi kovalamışız” diyen Dr. Aydın, şunları söyledi: “Bundan sonra bu rotadan geriye dönüşün mümkün olmadığı açıktır. Bu nedenle de AB ile ilişkilerimizin toptan kesilmesi, AB hedefinin toptan ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Sahadaki çalışmalarımız konjonktürel dönemlere göre farklılık gösterebilir ama masada söylemimiz sabit olmalıdır. Çünkü gerçekler konjonktüre göre değişmez. Doğru her yerde doğrudur. Ancak AB ile olan ilişkilerimizin yeniden bir düzene oturtulmasının gerekliliği de aşikârdır. Avrupa Birliği’nin bu anlamdaki tek kurtarıcısı ise genç ve eğitimli nüfusu, istikrarlı siyaseti ve ekonomisi ile Türkiye olacaktır. Aksi takdirde İngiltere gibi başka ülkelerinde AB’den ayrılmak istemesi doğaldır. O kadar ki, bu süreçten yeni oluşumlar dahi doğabilir. Bu da Türkiye’nin bölgesel güç olma özelliğini pekiştirmek için bir fırsat olarak karşımıza çıkacaktır.”



WHERE IS THE EUROPEAN UNION HEADED?
 
European Union was the main topic discussed at Istanbul Aydın University Western Platform during the meeting took place on December 15, 2016. Participated by AK Party Deputy President and former Minister of Food, Agriculture and Livestock Mehdi Eker, the idea that EU is in trouble that it needs Turkey to get out of this difficult times came to the fore.

Future of the EU, which is the most important supranational organization, Turkey’s place in EU was discussed at Western Platform.  The ideas that the EU cannot stand pluralism anymore, although it has been grounding pluralism and that the EU is in need of Turkey during its difficult times have arisen at the meeting. It was also discussed that a new form of a union similar to the EU might be established after what happened lately.

IS A NEW SUPRANATIONAL FORMATION POSSIBLE?

Expressing the difficult times EU is going through and possible collapse or shrinking of the EU, president of Western Platform Advisory Board and Former Minister of the European Union Egemen Bağış said, “ If you remember, EU has recommended us a “privileged partnership” status a short time ago. After Brexit and Italy referendum EU may offer “privileged partnership” to some of its member countries. Moreover, this situation can be a reason to establish a new formation similar to the EU. In this situation Turkey might have an important place in this new formation and can offer a “privileged partnership” to those who offered “privileged partnership” previously. There is a powerful opinion that EU remains passive against many incidents and it doesn’t have the same power like before.
EU, in fact, Recedes

Speaking as the main speaker during the meeting, AK Party Deputy President and former Minister of Food, Agriculture and Livestock Mehdi Eker said that the EU has been established after World War II after a very bloody period, on top of values such as law, democracy, human rights, open economy and pluralism to avoid such catastrophic events from happening again. Global corporatization of the European Union is now questionable because it no longer utilizes the values that come with pluralism. Besides, it is seen as a failure that the EU has no direct security organization. Although EU has many successes on its territory, it has failed in Mediterranean, Black Sea and in Ukraine. This progress made the future of the EU highly questionable. Finally, the reasons such as Brexit; resignation of Italian Prime Minister after rejection of some changes on Italian constitution; Norway, Iceland and Sweden’s unwillingness to become a full member of the EU, makes the question  “is the EU on the brink of collapse?”

“ The geography of the EU has been governed by monarchies for decades therefore they cannot embrace the idea of pluralism. Everything recedes. When the pains of the World War II were healed, the EU returned to its basics. We are part of the western society. We have been adopting ourselves into western values. However we have quite different cultures. We can lean on Western Values and improve ourselves and integration to the EU. We can also use Turkey’s strategic position between the West and the East to contribute Europe. If EU wants to have a sustainable and a plural structure, they should integrate with other civilizations other than themselves. In current situation the most suitable candidate is Turkey”
 
The Idea of Turkey Being the Rescue for the EU

During the Q&A session Former Minister of Tourism Bülent Akarcalı said that the EU was established as a third power against USA and the Soviet Union. England, which is the most important Anglo-Saxon culture representative along with USA, was included in the EU at a later time. “The weakest point of the EU is that they do not have any military power. England has anticipated the failure of the EU’s future and have not become a member and ultimately, left the EU with Brexit. In 1963, EU had a great pleasure when Turkey preferred EU rather than its alternative EFTA. Today we are the only country which is able to make the EU happy. Because NATO does not support the EU organically. If Turkey becomes a partner of the EU, it rescues EU officially.”

“ TURKEY SHOULD BENEFIT FROM EUROPEAN TURKS”

Attending the meeting from Kosovo, Orhan Lopar, an official from Kosovo Foreign Ministry, noted that in reality the mission of pluralism of the EU does not exist and added, ” Having no Muslim director at the management level at the EU and or at a member county is clearly the proof of this. Turkey is our satellite and that night they wanted to destroy our satellite. Our existence in their country as Turkey as well as as Turkish people living in Europe is a potential danger for them. That’s why they don’t want to accept us. Although since Ottoman Empire  we have been following Western countries, Turkish People who lives in European Countries were given due importance. We have been remembered for the last 15 years. Turkey should benefit from Turkish People who lives in European Countries”


“ WE HAVE TURNED OURSELVES TOWARDS THE WEST SINCE THE CENTRAL ASIA”

Dr. Mustafa Aydın who has delivered the closing speech said, ” We have been following Western countries since the Central Asia. We have changed our alphabet, culture and home just to be close to the Western countries. We can’t change our direction now. That’s why it is impossible to give up to be part of the EU. Our stance at the table should remain the same although our works in the field may change. Truth is true everywhere. However we should review our relations between us. There is only one rescuer for EU that is Turkey which has young educated population, stable economy and politics. Otherwise it is really normal to have other countries leave the EU like England. This can be a reason of a new formation. And also a new opportunity for Turkey to strengthen its feature to become a regional power.”

15.12.2016

15 Temmuz Darbe Girişimi Ve Batı’nın Duyarsızlığı

15 Temmuz Darbe Girişimi Ve Batı’nın Duyarsızlığı

İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Batı Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Batı Platformu’nda, 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Batı’nın sergilediği duyarsız tutum masaya yatırıldı.

İstanbul Aydın Üniversitesi Batı Platformu’nun ‘15 Temmuz Darbe Girişimi ve Batı Duyarsızlığı’ konulu toplantısına Avrupa Birliği ve Devlet eski Bakanı Egemen Bağış, AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, AK Parti Adana Milletvekili Prof. Dr. Talip Küçükcan, İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Besim Müftüoğlu, İAÜ Batı Araştırmaları Merkezi Müdürü Kenan Gürsoy, Kırklareli eski milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, Küçükçekmece Belediyesi eski başkanı Aziz Yeniay, Prof. Dr. Bekir Karlığa, araştırmacı-yazar Senail Özkan ve akademik camiadan çok sayıda isim katıldı. Batı Uygulama ve Araştırma Merkezi, batı uygarlıklarının farklı kültürel, tarihsel, felsefi, ekonomik ve dini dinamiklerinin derinlemesine incelenmesini teşvik eden bir araştırma merkezi olmasının yanı sıra aynı zamanda Batı ile Türkiye arasındaki güncel konuları da ele alıyor.


Siyasi ve akademik çevreden önemli katılımcıların konuşmacı olarak katıldığı Batı Platformu’nun ikinci toplantısında 15 Temmuz’da yaşanan ve Türkiye’nin milletçe yaşamış olduğu darbe girişimi dolayısıyla Batı’nın Türkiye’ye destek olmaması, demokrasi karşısında kayıtsız ve duyarsız davranışlarının sebepleri, sonuçları ve nasıl bir yol izleneceği konuları ele alındı.

“BİZ SİYASİLERİN BAŞARAMADIĞINI, MİLLETİMİZ BAŞARDI”

Baş konuşmacı olarak platformda bulunan Devlet Eski Bakanı Egemen Bağış, İstanbul Aydın Üniversitesi’nin Batı ile ilgili çalışmalara ayrı bir önem verdiğini söyleyerek, “Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden bir tanesi de 15 Temmuz. Bizler de 15 Temmuz sonrasında Batı’nın göstermiş olduğu duyarsızlığı ve sonrasında da Türkiye’yi anlamakta zorlanan Batı’yı önce bizim anlamamız ve ondan sonra da onların bizi daha iyi anlamaları için neler yapmamız gerektiğini bugün tartışacağız. Biz batıdan, müttefiklerimizden, AB’den, ABD’den beklediğimiz hassasiyeti göremedik. O akşam bir darbe kalkışmasının olduğunu anlar anlamaz telefonlara sarıldık. Bir yandan Dışişleri Bakanımız, bir yandan AB Bakanımız, bir yandan da bizler tanıdığımız Avrupalı ve Amerikalı siyasetçileri aradık ve onlardan demokrasi yanlısı bir tavır sergilemelerini istedik. Yok demediler ama bir şekilde oyaladılar. Ne zaman ki Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısına kulak veren milyonlar meydanlara taştı, o zaman akıllarına demokrasi geldi ve demokrasiye yönelik demeçler yağmaya başladı. Belki de itiraf etmemiz lazım, biz siyasilerin başaramadığını, milletimiz başardı. Meydanlarda demokrasiye sahip çıkarak, Avrupa ve Batılıları da Türkiye’ye demokrasiye yönelik destek mesajı vermeye zorladı. Bu çerçeveden yola çıkarak, önümüzdeki süreçte batının bizi daha iyi algılayabilmesi için neler yapmamız lazım bunu bilmeliyiz. Ama şu bir gerçek, 5 yıl boyunca Türkiye’nin Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakerecisi olarak, birçok defa batılıların Türkiye’nin demokrasisini küçümsediğini ve insan haklarımızla ilgili bazı hoş olmayan cümlelerine şahit oldum. Hepsine gereken cevapları verdim, hiçbirini cevapsız bırakmadım. Ama 15 Temmuz gecesi bu millet onlara öyle bir cevap verdi ki artık bir daha kimse Türkiye’nin demokrasisini, insan haklarını, özgürlüğünü eleştiremez. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde bir ülkenin nüfusunun büyük bir çoğunluğu, hayatını riske atarak demokrasiye sahip çıkmadı. O yüzden bu milletin eli öpülür. Bu millete hizmette sınır tanınamaz ve milletimizle ne kadar gurur duysak azdır.” dedi.

“TÜRKİYE DİK DURUŞUNUN DİKLENMEDEN SÜRDÜRMEK ZORUNDADIR”

“Türkiye dik duruşunu diklenmeden sürdürmek zorundadır” diyerek açıklamasını sürdüren Bağış,
“Batı ile ilişkilerimizi koparamayız. Ama Batı’ya istedikleri gibi çantada keklik müttefik de olamayız. Biz batı ile doğu arasında yüzyıllardır köprü olmuşuz. Bu köprüye doğunun olduğu kadar batının da ihtiyacı var. Bu çerçevede bizim kendimizi batıya daha iyi anlatabileceğimiz mekanizmalar kurmamız lazım. Bunu devlet, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, akademik çevreler ve medya el ele vererek yapmalıyız. Çünkü başka bir Türkiye yok. 15 Temmuz nasıl bizi kenetlediyse bundan sonraki süreçte de Türkiye’nin doğru mesajlarını hep birlikte batıya da doğuya da kuzeye de güneye de eş zamanlı vermek zorundayız” şeklinde konuştu.

“BATI, DEMOKRASİYİ KENDİ MENFAATLERİNE GÖRE ALGILIYOR”

“Bugün bir araya gelmemizin ana konusu Batı’nın iki yüzüdür” diyen İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, Batı’nın demokrasiyi kendi menfaatlerine göre algıladığını vurguladı.
Toplantıda Batı’nın duyarsız tutumu karşısında Türkiye’nin nasıl bir strateji geliştirmesi üzerine konuşulacağının altını çizen Dr. Mustafa Aydın konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Batı için eğer menfaat varsa batıda demokrasi vardır. Kendi menfaati yoksa demokrasi onun için çok önemli değildir. Biz de bugün çok değerli bilim adamları, siyasetçiler ve iş adamları ile bir araya gelerek batının 15 Temmuz’dan sonraki ortaya koymuş olduğu demokratik duruş ve davranışları masaya yatıracağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu güçlü liderlik arkasında dil, din, ırk, mezhep ve siyaset görüşü ayrımı yapmaksızın bütün halkın kenetlenerek, tek vücut halinde o darbeye karşı duruşu ve FETÖ ile doğrudan ilintili olan darbe girişimini durdurması batının aklını başından aldı. Batı bir toplum mühendisliği karşısında afalladı ve farkındaysanız bir ay hiç sesini çıkarmadı. Nerdeyse ‘Darbe neden olmadı ve neden başarısız oldu?’ diye üzüntülerini ifade edeceklerdi. Fakat zaman geçtikçe halkın duruşunu, iradesini ve demokrasiye karşı olan bağımlılığı karşısında yavaş yavaş beyanatlar vermeye, Türkiye’yi ziyaret etmeye başladılar. Bugün Batı Platformu’nda bütün bu çalışmalar sosyolojik, ekonomik, siyasi, politik ve askeri yönden masaya yatırılarak batının bu tavrının bizim tarafımızdan nasıl anlaşılması gerektiğini ve Türkiye’nin batının bu tavrı karşısında nasıl bir siyaset üretmesi gerektiği konusunda çalışmalardan bir tanesini yapacağız. Aslında bütün üniversitelerin bu tarz çalışmalar yapması lazım. Çünkü Batı’nın kafasındaki Türk algısını gerçek şekle hep birlikte dönüştürmemiz lazım.”

“BATI, GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İSTEMİYOR”

Batı’nın darbe girişimi karşısında kayıtsız kalmasını da “Batı, güçlü bir Türkiye istemiyor” şeklinde açıklayan Dr. Aydın, “Batı, kendi bölgesinde söz sahibi olan, kendi bölgesindeki politikayı belirleyen, kendi bölgesinde onsuz verilen kararlara müsaade etmeyen bir Türkiye istemiyor. Bu yüzden önce Türk Ordusu’nu zayıflatmak istedi. Aslına bakarsanız, Türk askerlerinin kafasına çuval geçirilen hadise ile başlayan akabinde Ergenekon ve Balyoz hareketleriyle devam eden ve nihayetinde de darbe girişimi ile Türk ordusunu zayıflatıp, zayıf bir Türk ordusunun yanında Ortadoğu’da istediği şekli, siyaseti ve oyunu sürdürülebilecek bir dünya oluşturmak istiyordu. Buradan da Fetullah Gülen ile kesinlikle işbirliği içinde oldukları aşikar bir şekilde ortada” diyerek sözlerini tamamladı.



JULY 15 COUP ATTEMPT AND THE INSENSITIVITY OF THE WEST

July 15 Coup Attempt and the insensitivity of the West is discussed at Western Platform, organized by Istanbul Aydın University (IAU) Western Studies and Research Center. 

Attendees to the platform included former EU Minister Egemen Bagis, AK Party Istanbul Representative Feyzullah Kıyıklık, AK Party Adana Representative Talip Kucukcan Ph.D., IAU President Dr. Mustafa Aydın, Kucukcekmece Deputy Mayor Besim Muftuoglu, IAU Director of the Western Studies Center Kenan Gursoy Ph.D., former Kırklareli Representative Ahmet Gokhan Sarıcam, former Kucukcekmece Mayor Aziz Yeniay, Bekir Karlıga Ph.D., Author-Researcher Senail

Ozkan, and many others from academic community.
Western Studies and Research Center promotes the studies of different cultures, and historical, philosophical, economic and religious dynamics of the western civilizations and discusses the topics that concern the West and Turkey as well.

Attended by important speakers from political and academic communities, during the second meeting of the Western Platform issues such as the insensitivity of the West in the wake of the coup attempt in Turkey, the reasons behind such a behavior, its results and what should our reaction be were discussed.

“OUR PEOPLE HAVE ACCOMPLISHED WHAT WE, AS POLITICANS, COULDN’T”

Egemen Bagıs, former minister of EU, attended the platform as the primary speaker and stressed that Istanbul Aydın University’s works about the West has a special importance for him and said, “ One of the most important Turkey’s current agenda item is July 15 event. We will discuss what we need to do for the West to understand us better after we first understand them and the insensitivity of the West after July 15. We have not seen the sensibility we have expected from the West, our allies, EU and the US. We have rushed to our phones when we realized that there had been a coup attempt. Our Minister of Foreign Affairs and Minister of EU called our counterparts in Europe and the US and asked them to side with democracy and exhibit their support for us. They did not say no but they took their time. When people took the streets in response to our Prime Minister’s call, they then thought about democracy and started giving speeches about democracy.

We have to accept, our people accomplished what we, as politicians, couldn’t. They defended democracy at squares all around the country and pushed Europe and the West to support Turkey in terms of democracy. We need to know what to do for the West to understand us. During my 5 years of being Turkey’s Minister of EU and Chief Negotiator, I have witnesses that Europe looks down on Turkey’s democracy. I have answered all of that. On the night of July 15, our people gave them such a lesson that they can never criticize Turkey’s democracy, human rights and freedom. Because nowhere in the world, more than half of a country’s people risked their lives to protect democracy. Hats off to the people of our country! Our people deserves the best and we are very honored with them.”

“TURKEY NEEDS TO MAINTAIN ITS STANCE WITHOUT GETTING STUBBORN”

“ We cannot totally end our relationships with the West. But we cannot be the ‘bird in the hand’ kind of ally for the West as they wish us to be. We have been a bridge between the East and the West for centuries. The West needs this bridge as much the East needs it. At this point, we need to establish mechanisms where we can express ourselves to the West better. We need to do that together with the private sector, NGO’s, academic communities and media. There is no other Turkey. July 15 has brought us together so from now, we need to give Turkey’s messages to the West, to the East, to the North and to the South simultaneously,” said Bagıs.

“THE WEST PERCEIVES DEMOCRACY ACCORDING TO THEIR INTERESTS”

“ The main topic that brought us together here, today is ‘Western Hyprocity’” said IAU President Dr. Mustafa Aydın and emphasized that the West perceives democracy according to their interests. Underscoring that in what way Turkey will develop a strategy will also be discussed during the meeting, Dr. Mustafa Aydın added, “ If the West sees an interest then there exist democracy otherwise democracy is not very important for them. Today, we will discuss West’s democratic stance and behaviors in the wake of July 15 incident with very distinguished scientists, politicans and businessmen. Our nation’s stance against coup attemp without considering language, ethnicity, race and political differences, in response to our Prime Minister’s powerful leadership and their unity to stop the coup attempt have mesmerized the West. The West was puzzled with the social engineering they faced and for few months haven’t said anything. They almost said “Why did the coup fail?” With time, they have started giving statements and visiting Turkey, as they had seen the people’s stance, will and their belief in democracy. Today, we will discuss all these works from a sociological, economic, political and military standpoint and decide how we should perceive their attitude and make politics accordingly. In fact, all the universities need to do such works. Because we need to shape the perception of Turkey in the minds of the West altogether.

“ THE WEST DOES NOT WANT A STRONG TURKEY”

Explaining West’s indifference to coup attemp as “ The West does not want a strong Turkey”, Dr. Mustafa Aydın added, “The West does not a country, Turkey, who has a say in its region, who determines policies in its region, who does not allow decisions to be made including her. Therefore, the West wanted to weaken Turkish military. In fact, they wanted to create such a world where they could shape the Middle East with any politics and games continuously, a process that have already started in Turkey with the attempt to cover Turkish soldiers head with a sack, continued with Ergenekon and Balyoz (Sledgehammer) movements and finally with the coup attempt. It is very obvious that they have worked together with Fethullah Gulen.”

20.09.2016

Batı Platformu Hayata Geçti

Batı Platformu Hayata Geçti

Eski AB Bakanı Egemen Bağış, “Biz Orta Asya’dan çıkmışız ama biz hep Batı’ya yönelmişiz. Bizim Kızıl elmamız Viyana olmuş. 3 kere kuşatmışız. Hep Batı’ya gitmeye çalışmışız” dedi.

İstanbul Aydın Üniversitesi bir ilke imza atarak okulun Batı Uygulama ve Araştırmalar Merkezi’ne bağlı “Batı Platformu” adıyla yeni bir düşünce kuruluşunu (think tank) hayata geçirdi.

Batıyı tanımak ve Batı’nın ne olduğunu anlamak amacıyla oluşturulan bilgi üretme ve analiz merkezinin kurucuları arasında akademisyenlerin yanı sıra, eski bakanlar, milletvekilleri yazar ve çeşitli inanç gruplarının temsilcileri de bulunuyor.

İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr.Mustafa Aydın, “Batı dışında Batı’nın akademik düzeyde çalışılması Dünya’da ender rastlanan bir durum. Hatta bir ilk denebilir. Batı Platformu’nun ne denli önemli olduğu çok kısa sürede görülecektir”dedi.

Düşünce kuruluşunun tanıtım toplantısı ‘BATI BİZE NE SÖYLÜYOR?’ başlıklı oturumla gerçekleştirildi.

Toplantıya İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr.Mustafa Aydın,AB eski Bakanı Egemen Bağış, İstanbul Boğazı Belediyeleri Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen katıldı.

Platformda konuşan Dr.Mustafa Aydın, “Maksadımız; ülkemize,devletimize katkı sağlamak, arkadan gelen nesle ışı tutmak. Batı’yı biraz masaya yatırarak bu konuyu inceleyelim diye bu platformu kurduk. İçinde bulunduğu coğrafyanın da üzerine yüklenen bilgiye katkı yapma sorumluluklarının kendi payına düşenini yerine getirmek için İstanbul Aydın Üniversitesi’nin kurduğu Batı Platformu, Batı Dünyası üzerine düşünce dünyasını bu bağlamda zenginleştirecek çok önemli bir girişim” ifadelerinde bulundu.

“ Hep Batı’ya Gitmeye Çalışmışız”

Toplantıda konuşan ve Türkiye’nin Doğu ile Batı’ya aynı derecede önem verilmesi gerektiğini söyleyen eski AB Bakanı Egemen Bağış, “5 sene boyunca Türkiye’nin AB nezdindeki baş müzakereciliğini yürüttüm.Bu süreçte kendime sorduğum bir soru vardı;Biz gerçekten Batılı mıyız,Avrupalı mıyız?Benim kendi kendime geldiğim sonuş şu oldu. Biz ne Batılıyız ne Doğuluz. Ne Kuzeyli ne de Güneyli. Tarih boyunca da hep bir geçiş noktası olmuşuz. İpek yolu ticaretinden tutun, enerji kaynaklarına biz hep arz –talep arasında bir köprü olmuşuz.Ama tarihin belli kesimlerinde Doğulu kesimlerimiz öne çıkmış, belirli kesimlerinde Batılı yönümüz öne çıkmış. Bugünde aynı gitgelleri yaşıyoruz. Madem biz köprüyüz-coğrafya da bizi buna zorluyormış,köprünün güçlü olabilmesi için 4 sağlam ayak üzerinde kurulu olması gerek.Yani bizim Doğu – Batı – Kuzey – Güney ayaklarımızın güçlü olması gerek. Türkiye 50 yıla yakın bir süre sonra AB’den müzakere tarihi alabildiği bir dönem, İslam Konferansı Genel Örgütü Genel Sekreterliği’ne bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı seçildi. Görüldüğü gibi Batı güçlü olduğunuz zaman Doğu’da da güçlü oluyorsunuz. Tarihimze baktığımızda da; Biz Orta Asya’dan çıkmışız ama biz hep Batı’ya yönelmişiz. Bizim Kızıl elmamız Viyana olmuş. 3 kere kuşatmışız. Hep Batı’ya gitmeye çalışmışız” dedi.


BATI PLATFORMU ( Platform for Western Studies ) IS INITIATED

Egemen Bagis, former Minister for EU Affairs and Chief Negotiator said, “ We have come from Central Asia but always headed West. Vienna, which we have surroundered for three times, became ‘Red Apple’ for us. We have always wanted to go West.”

Istanbul Aydin University initiated the first think tank in western studies titled ‘ Platform for Western

Studies’, a subsidiary of Occidental Studies Applied Research Center of the university.

The Center, with the aim to create and analyze knowledge, was established to understand and know the West. Founding members of the Center includes academicians as well as former ministers, members of the parliament, authors and representatives of various religious groups.

IAU president Dr. Mustafa Aydin said, “ It is seen rarely in the world that the West, besides the West we know, conducts works in academic level. This might be the first time. Importance of Batı

Platformu ( Platform for Western Studies) will be seen very soon,” during the meeting.

Introductory meeting of the platform took place with a session titled ‘What is West Telling Us?’ The participants to the meeting included: IAU president Dr. Mustafa Aydin, former Minister for EU Affairs and Chief Negotiator Egemen Bagis, Union of Istanbul Bosphorus Municipalities president Ahmet Misbah Demircan and many academicians.

Speaking at the platform Dr. Mustafa Aydin expressed, “ Our objective is to contribute to our nation and state and lead the way for the next generation. We established the platform to review the subject by putting the West on the table. Bati Platformu, established by Istanbul Aydin University to do their part of the responsibility to contribute to the knowledge of the region where it is established, is an important establishment to enrich the Western thought.”

“ We Wanted Go West”

Speaking at the meeting, Egemen Bagis, former Minister for EU, emphasized that Turkey needs to give the same importance to the West and the East and added, “ I have been the chief negotiator for EU Affairs for 5 years. I have asked myself this along the way: Are we really Western or European? I have come to conclusion that we are neither western nor eastern (oriental), neither southern nor northern. We are on a cross road. We have been a bridge between demand and supply from Silk Road to tobacco and energy resources. In certain times of the history, our eastern side came to the forefront and sometimes our western side did. We are still going through the same reciprocate. If we are a bridge in this geography, we must have four strong legs. So our Northern- Southern- Western- Eastern legs must be very strong. A Turkish citizen was appointed as Secretary General of the Organization of Islamic Cooperation during when Turkey was able to obtain a date for negotiations with the EU after almost fifty years. When you are strong in the West, you are strong in the East. We have come from the Central Asia but always headed West. Vienna, which we surroundered for three times, became ‘Red Apple’ for us. We have always wanted to go West.”

16.05.2016